Benim gibi sıkıntılı kadınlar için bir Blog'u sürdürebilmek çok zormuş meğer!
Bir yıldır hiç bir ekleme yapmadığım sayfama, ürünlerimizi tanıtacağımız ve satacağımız bir etkinlik olunca yazmaya karar verdim! (Utanç duymalıyım bundan!)
24 Kasım 2013 Pazar günü Galata'daki Molly's Cafe'de yapılacak "Gift Sale" de olacağız. Yeni yıl yaklaşıyor, belki hediyelerinizi erkenden almak istersiniz.. Belki de kendiniz için birşeyler düşünürsünüz..
Her neyse, bundan sonra daha sık yazmak ümidiyle, Pazar günü sizleri Şahkulu Sok. No:12 Galata (Tünelden Yüksek Kaldırım'a doğru inerken sağdaki sokak) adresine bekliyorum!
Ayrıca ürünlerimizi ayrıntılarıyla görüntülemek isterseniz de Facebook sayfamıza bakabilirsiniz:
https://www.facebook.com/pages/Rengarenk-%C5%9Eeyler/300570940031707
22 Kasım 2013 Cuma
11 Ekim 2012 Perşembe
Tatil Dönüşü
Evet biliyorum, çok uzun süre oldu bir kelime yazmayalı... Öncelikle tatile gittim (evet, bir kez daha), sonrasında da birikmiş siparişlerle ilgilendim. Sonra da burayı unuttum tabi:) Ne zaman ki ablam "eeee... senin bir blogun vardı, ne oldu?" diye sorunca aklım başıma geldi.
Süt kardeşimin Taşucu yakınlarındaki yazlığına gittim Eylül başında.. Süt kardeşim, onun erkek kardeşi (dolayısıyla benim de kardeşim!) ve babaları Halil amca ile 10 günlük bir kaçamak yaptım. Ne ilginçtir, çocukluğumdan beri birlikte olduğum kişilerle beraber olduğumda kendimi yine çocuk gibi hissediyorum. Ben kendimi genç kızlık çağlarımda sanırken, denizden çıkarken yolumdaki çocuğunu önümden çeken bir baba: "oğlum, kenara çekil de teyze geçsin" diyince gerçekler yüzüme bir tokat gibi patladı:)))) Olsun! Ruhum hala 20'li yaşlarımda:)))
İşte böyle bir cennetteydim!
Tabi ki her güzel şey gibi, sayılı gün çabuk geçti ve dönüş yoluna girildi. Dönüşte süt kardeşimin akrabalarının bulunduğu Yenice köyüne gittik ve orada bir gece geçirdik. Burada dünyanın en tatlı insanlarıyla tanıştım, nefis bir gün geçirdim.. Kalbimin bir kısmını güney'de bıraktım diyebilirim...
Eh bu kadar güzel yerler, güzel insanlardan sonra gerçeklere dönüldü ve İstanbul beni serin bir hava ve yağmurla karşıladı. Yetiştirmem gereken siparişlerim de rüya aleminden çıkıp gerçeklere bir an önce dönmemi sağladı:))) Neler mi yaptım? Üzerinde İznik Laleleri olan ipad kılıfları:
Bir de aynı sipariş için Evnur'un ürettikleri var:
Bu ürünlerimiz yurtdışına hediye olarak gitti.. Şimdi yeni sahiplerinde keyifle kullanıldığını umuyorum.
Bir süredir yılbaşı desenleri üzerine çalışıyoruz. Hepsi çok sevimli oluyor, yakında sizlerle de paylaşacağım.
Süt kardeşimin Taşucu yakınlarındaki yazlığına gittim Eylül başında.. Süt kardeşim, onun erkek kardeşi (dolayısıyla benim de kardeşim!) ve babaları Halil amca ile 10 günlük bir kaçamak yaptım. Ne ilginçtir, çocukluğumdan beri birlikte olduğum kişilerle beraber olduğumda kendimi yine çocuk gibi hissediyorum. Ben kendimi genç kızlık çağlarımda sanırken, denizden çıkarken yolumdaki çocuğunu önümden çeken bir baba: "oğlum, kenara çekil de teyze geçsin" diyince gerçekler yüzüme bir tokat gibi patladı:)))) Olsun! Ruhum hala 20'li yaşlarımda:)))
İşte böyle bir cennetteydim!
Tabi ki her güzel şey gibi, sayılı gün çabuk geçti ve dönüş yoluna girildi. Dönüşte süt kardeşimin akrabalarının bulunduğu Yenice köyüne gittik ve orada bir gece geçirdik. Burada dünyanın en tatlı insanlarıyla tanıştım, nefis bir gün geçirdim.. Kalbimin bir kısmını güney'de bıraktım diyebilirim...
Eh bu kadar güzel yerler, güzel insanlardan sonra gerçeklere dönüldü ve İstanbul beni serin bir hava ve yağmurla karşıladı. Yetiştirmem gereken siparişlerim de rüya aleminden çıkıp gerçeklere bir an önce dönmemi sağladı:))) Neler mi yaptım? Üzerinde İznik Laleleri olan ipad kılıfları:
Bir de aynı sipariş için Evnur'un ürettikleri var:
Bu ürünlerimiz yurtdışına hediye olarak gitti.. Şimdi yeni sahiplerinde keyifle kullanıldığını umuyorum.
Bir süredir yılbaşı desenleri üzerine çalışıyoruz. Hepsi çok sevimli oluyor, yakında sizlerle de paylaşacağım.
2 Eylül 2012 Pazar
Çantalar
Keçelerle oynamaya ilk başladığımda aklımda hep çanta yapmak vardı. Sonunda ilk denememi Kandıra'nın el tezgahı dokuması kumaşından diktiğim çantayla yaptım. Ardından annemin aklına bluejean kumaşı geldi. Bu fikir benim de hoşuma gitti, daha kullanışlı ve kirlenmeye dayanıklı olacağını düşünerek sonraki üretimlerimi hep bu kumaştan yaptım.
Gerçekten hem kullanışlı,hem de sevimli oldular.
Ardından benim de çok ihtiyacını duyduğum yürüyüş çantalarını çalıştım. Yürüyüş çantası ne midir? Yürürken minimum ihtiyaçları içine alabilecek küçük ve hafif bir çanta..!
Bu çantaları da hep jean kumaşına çalıştım. Model olarak da süt kardeşim Seda'nın bana Senegal'den getirdiği çantanın modelini seçtim. O da çok kullanışlı oldu.
Boyutları 16 x 20 cm civarı olan bu çantaların biraz daha büyüğünü istek üzerine yaptım. Yanda gördüğünüzü ben kullanıyorum, kedili ya, kıyamadım satmaya:)))))
Bu da daha büyük çalıştığım. Komşum Betilay'ın siparişi. Ben öyle küçük çantalara sığamam dedi de:)
Ürettiğimiz ürünlerin bir işe yaraması ve kullanım kolaylığı olmasına özellikle dikkat ediyorum.
Bunlardan biri de çanta içi dikiş seti:
Herkesin çantasında bulunması gereken mini bir dikiş setini keçeden yaptığım küçük bir çantacığa koydum.
Dikiş setini de özenle seçtim, malum bir yaştan sonra yakını göremez oluyoruz.. Bu sette iplikler iğnelere geçmiş olarak duruyor:))))
İçinde 10 farklı renk iplik iğneye geçmiş olarak duruyor, ayrıca 2 düğme ve 1 çengelli iğne var. Minimum ihtiyaçlar yani...
Ayrıca bloğumun Amerika ve Rusya'dan bile okunduğunu görmek beni çok çok mutlu etti:)
Gerçekten hem kullanışlı,hem de sevimli oldular.
Ardından benim de çok ihtiyacını duyduğum yürüyüş çantalarını çalıştım. Yürüyüş çantası ne midir? Yürürken minimum ihtiyaçları içine alabilecek küçük ve hafif bir çanta..!
Bu çantaları da hep jean kumaşına çalıştım. Model olarak da süt kardeşim Seda'nın bana Senegal'den getirdiği çantanın modelini seçtim. O da çok kullanışlı oldu.
Boyutları 16 x 20 cm civarı olan bu çantaların biraz daha büyüğünü istek üzerine yaptım. Yanda gördüğünüzü ben kullanıyorum, kedili ya, kıyamadım satmaya:)))))
Bu da daha büyük çalıştığım. Komşum Betilay'ın siparişi. Ben öyle küçük çantalara sığamam dedi de:)
Bu çantayı ise hiç keçe kullanmadan çalıştım. Yine jean kumaşı ile
pazen'i birlikte kullandım. Pazenin çiçekli desenlerini ise üzerine
aplike ettim.
Bunlar benim yaptıklarım. Evnur ise tamamını keçe çalıştı ve aşağıda gördüğünüz harikalar ortaya çıktı:
Buraya ürünlerin tamamını koyamıyorum tabi ki.. Ama hepsini görmek isteyenler Facebook sayfamızı ziyaret edebilirler.Ürettiğimiz ürünlerin bir işe yaraması ve kullanım kolaylığı olmasına özellikle dikkat ediyorum.
Bunlardan biri de çanta içi dikiş seti:
Herkesin çantasında bulunması gereken mini bir dikiş setini keçeden yaptığım küçük bir çantacığa koydum.
Dikiş setini de özenle seçtim, malum bir yaştan sonra yakını göremez oluyoruz.. Bu sette iplikler iğnelere geçmiş olarak duruyor:))))
İçinde 10 farklı renk iplik iğneye geçmiş olarak duruyor, ayrıca 2 düğme ve 1 çengelli iğne var. Minimum ihtiyaçlar yani...
Bugünlük bu kadar..
25 Ağustos 2012 Cumartesi
Kuzey Ege
Son on yıldır yaz tatillerimizi Kuzey Ege'de geçiriyoruz. Akdeniz'in dayanılmaz sıcağından uzak, bol oksijenli ve sıfır rutubet... Oralar bana çocukluğumun tatillerini anımsatıyor. Dayanılmaz kalabalıktan uzak, "beach" ler tarafından işgal edilmemiş, hala uyuz kampinglerin, salaş lokantaların, bakir sahillerin olduğu bir yer.
Assos ile Küçükkuyu arasındaki sahil yolu, bu sene iyice delik deşik olmuş, yanındaki çöküntülerle iyice daralmış ama öyle güzel ki.. Keşke hep böyle bozuk kalsa, karayolları bu yolu yapmayı unutsa, talancıların aklına hiç gelmese diye okuyup üfleyeceğim neredeyse:))
Yıllardır evimiz gibi gittiğimiz bir Motelimiz var orada: Çiçeklibahçe Motel. Sahipleri Hatice Hanım ile İbrahim Bey, kızları Hilal ve eşi Ali bizi uzaktan gelen akrabalarını karşılar gibi ağırlar, bütün kaprislerimize güler yüzle cevap verirler. Çocukluğumun geçtiği İzmit Körfezindeki yazlığımız denizin hemen yanıbaşındaydı, bu geçen yıllar beni denizle kaldığım yer arasındaki mesafe konusunda çok şımarttı. Denize girmek için arabaya binmek veya sıcakta uzun uzun yürümek öyle zor geliyor ki bilemezsiniz! Bu motelde ise yattığınız odadan denize ulaşmak 20 adım, hadi bilemediniz 30 adım.. Tam istediğim gibi.. Üstelik deniz de deniz hani.. Tertemiz, berrak, akvaryumda yüzer gibi. Yaz başlarında biraz serin oluyor ama sıcaklarda o serinlik ilaç gibi geliyor. Üstelik bu sene neredeyse ılık diyebileceğim bir ısıdaydı:)
İşte motelin denizden görünüşü..
Küçükkuyu'da ablamla benim gibi Tevfik Fikret Lisesi mezunu bir dostumuz var: Doğan Özyörük.. Burada yıllardır zeytin üretimi ve hayatımda yediğim en güzel (abartmasız) zeytinyağını yapıyor. Tamamen doğal usullerle ürettiği zeytinlerinin mahsullerini bize ulaştırmak için eşi Nalan ile insanüstü bir uğraş veriyorlar. Tarım ilacı yok, suni gübre yok.. Doğan'ın firması İdapür ile ilgili her türlü bilgi ve sipariş için www.idapur.com adresini mutlaka ziyaret edin. Bugün verdiğiniz sipariş ertesi gün kargoyla elinizde oluyor. Üstelik piyasada "organik" adıyla satılan birçok üründen çok daha ekonomik..
Bu sene zeytin çifliklerine yapmayı planladıkları kafeleri için keçelerimizle ne yapabiliriz diye düşünüp, resimlerini gördüğünüz peçetelikleri üretmeye karar verdik.
Aslında bu peçetelikleri bir süredir düşünüyorduk ama kısmet buraya imiş.
Ardından peçete halkaları üretmeye başladık. Onlar da birbirinden sevimli oldu!
Belki konuyla ilgisi yok ama yapmaya Küçükkuyu'da başladığımız tabloyu da buraya koymadan yapamayacağım.. Fikir ve üretim ablam Zeyda'ya ait, ben sadece uzaktan baktım:))
Evet.. kedici biri olarak kedilerle daha fazla çalışmam gerek.. biliyorum..
Assos ile Küçükkuyu arasındaki sahil yolu, bu sene iyice delik deşik olmuş, yanındaki çöküntülerle iyice daralmış ama öyle güzel ki.. Keşke hep böyle bozuk kalsa, karayolları bu yolu yapmayı unutsa, talancıların aklına hiç gelmese diye okuyup üfleyeceğim neredeyse:))
Yıllardır evimiz gibi gittiğimiz bir Motelimiz var orada: Çiçeklibahçe Motel. Sahipleri Hatice Hanım ile İbrahim Bey, kızları Hilal ve eşi Ali bizi uzaktan gelen akrabalarını karşılar gibi ağırlar, bütün kaprislerimize güler yüzle cevap verirler. Çocukluğumun geçtiği İzmit Körfezindeki yazlığımız denizin hemen yanıbaşındaydı, bu geçen yıllar beni denizle kaldığım yer arasındaki mesafe konusunda çok şımarttı. Denize girmek için arabaya binmek veya sıcakta uzun uzun yürümek öyle zor geliyor ki bilemezsiniz! Bu motelde ise yattığınız odadan denize ulaşmak 20 adım, hadi bilemediniz 30 adım.. Tam istediğim gibi.. Üstelik deniz de deniz hani.. Tertemiz, berrak, akvaryumda yüzer gibi. Yaz başlarında biraz serin oluyor ama sıcaklarda o serinlik ilaç gibi geliyor. Üstelik bu sene neredeyse ılık diyebileceğim bir ısıdaydı:)
İşte motelin denizden görünüşü..
Küçükkuyu'da ablamla benim gibi Tevfik Fikret Lisesi mezunu bir dostumuz var: Doğan Özyörük.. Burada yıllardır zeytin üretimi ve hayatımda yediğim en güzel (abartmasız) zeytinyağını yapıyor. Tamamen doğal usullerle ürettiği zeytinlerinin mahsullerini bize ulaştırmak için eşi Nalan ile insanüstü bir uğraş veriyorlar. Tarım ilacı yok, suni gübre yok.. Doğan'ın firması İdapür ile ilgili her türlü bilgi ve sipariş için www.idapur.com adresini mutlaka ziyaret edin. Bugün verdiğiniz sipariş ertesi gün kargoyla elinizde oluyor. Üstelik piyasada "organik" adıyla satılan birçok üründen çok daha ekonomik..
Bu sene zeytin çifliklerine yapmayı planladıkları kafeleri için keçelerimizle ne yapabiliriz diye düşünüp, resimlerini gördüğünüz peçetelikleri üretmeye karar verdik.
Aslında bu peçetelikleri bir süredir düşünüyorduk ama kısmet buraya imiş.
Ardından peçete halkaları üretmeye başladık. Onlar da birbirinden sevimli oldu!
Belki konuyla ilgisi yok ama yapmaya Küçükkuyu'da başladığımız tabloyu da buraya koymadan yapamayacağım.. Fikir ve üretim ablam Zeyda'ya ait, ben sadece uzaktan baktım:))
Evet.. kedici biri olarak kedilerle daha fazla çalışmam gerek.. biliyorum..
Etiketler:
elemeği,
elişi,
hediye,
ipad kılıfı,
keçe,
kedi,
küçükkuyu,
peçete halkası,
peçetelik,
zeytin,
zeytinyağı
23 Ağustos 2012 Perşembe
Yüksek Sesle Düşünmeler
İlle keçelerden mi bahsedeceğim..? 3 gün oldu bu blogu açalı, etrafımdan 2-3 kişi biliyor sadece, ancak istatistiklerden bakıyorum, 50 kez görüntülenmiş sayfalarım..! Çok hoşuma gitti bu. Tanımadığım bir sürü insana ulaşmak, yazılarımın okunması, ürünlerimizin görüntülenmesi..
Teknolojinin geldiği nokta gerçekten çok ilginç. Yaşım gereği bu ilerlemeyi bizzat yaşamış biriyim. İlk işim bir Vakıftaydı. Her ay çıkarttığımız bültenleri mekanik daktilo ile mumlu kağıda yazar (içinizden bir çoğunun mumlu kağıt görmediğini, hatta ne olduğunu bile bilmediğini tahmin edip kıs kıs gülüyorum) ardından ofisteki kollu teksir makinasıyla çoğaltırdık. Ardından çalıştığım telekomünikasyon firmasında mekanik daktilodan elektirikliye geçtiğimde kendimi uzay çağında sanmıştım! Yıllar sonra gelen bilgisayar sistemi sadece bilgi girişlerine yarar, internet falan bilmezdik. Ardından her şey o kadar büyük bir hızla gelişti ki takip edemez oldum..
Şimdi okuduğunuz bu sayfayı 15 dakikada açıp dünyaya açılabileceğim ve ilk 3 gün içinde 50 kişinin bu sayfalara bakacağı aklıma hiç gelir miydi..?
Teknolojinin geldiği nokta gerçekten çok ilginç. Yaşım gereği bu ilerlemeyi bizzat yaşamış biriyim. İlk işim bir Vakıftaydı. Her ay çıkarttığımız bültenleri mekanik daktilo ile mumlu kağıda yazar (içinizden bir çoğunun mumlu kağıt görmediğini, hatta ne olduğunu bile bilmediğini tahmin edip kıs kıs gülüyorum) ardından ofisteki kollu teksir makinasıyla çoğaltırdık. Ardından çalıştığım telekomünikasyon firmasında mekanik daktilodan elektirikliye geçtiğimde kendimi uzay çağında sanmıştım! Yıllar sonra gelen bilgisayar sistemi sadece bilgi girişlerine yarar, internet falan bilmezdik. Ardından her şey o kadar büyük bir hızla gelişti ki takip edemez oldum..
Şimdi okuduğunuz bu sayfayı 15 dakikada açıp dünyaya açılabileceğim ve ilk 3 gün içinde 50 kişinin bu sayfalara bakacağı aklıma hiç gelir miydi..?
22 Ağustos 2012 Çarşamba
Sonsuz Seçenekler
Son dönemlerde etrafımızda pıtrak gibi çoğalan ipad'lar için kılıf yapalım diye başladı ilk denemeler.. Kalın keçe hem ipad'i korur, hem de sahibinin zevkini yansıtır. Evnur ilk denemeleri yaptı ve hepsi birbirinden sevimli oldu..
Evnur'un ilk üretimleri birer tablo gibi oldu..!
Aslında keçelerin kesimi o kadar kolay değil. Makasla keserken bir ara orta parmağım epeyce şekil değiştirdi:) Bu kesimi yapan makinaları gördüm internette tarama yaparken. Ayrıca www.emeksensin.com sitesinde kesilmiş keçe parçaları satanlar da var. Ancak şimdiki halde örnek çalıştığımız için iş parmaklara ve makaslara düşüyor:)
Bu arada bu kesim işlerinde ablam Zeyda'yı da epey çalıştırdık!! Bana çiçek yap, bana böcek yap, büyük kes, küçük kes.. olmadı düzgün kes.. diye diye üstelik..!
Bir gün acaba İznik deseni bizim keçelerle nasıl durur diye merak ettim ve gördüğünüz motif çıktı.
Şimdi bu ipad kılıfı Fransa'daki yeni sahibinde..
Bir gün arkadaşım Selmin, kolundaki dövme kuş deseninin aynını ipad kılıfında yapmamı istedi. Mor fon üzerine rengarenk olsun dedi. Sonuç bu çıktı, ikimiz de çok sevdik!
Ardından arkadaşım Nedret'in kocası Veli için yine İzniğin Çintemani desenini çalıştım..
Bu da Sibel'in arkadaşı Bengü'ye doğum günü hediyesi oldu.. Bengü uğur böceğine takmış, ona uğur böcekli bir desen çalıştım..
Bu da son numaram..
Ne zamandır baykuş deseni çalışmak istiyordum, sonunda başardım!
Şimdiki halde bir sahibi yok...
İşte ipad kılıflarımızın hikayesi..
21 Ağustos 2012 Salı
Renkler
Keçeyi seviyorum..
Neden bilmem elim hep canli, cırt renklere gidiyor. Keçelerle çalışırken yeniden bir çocuk olmayı çok istiyorum. Onlar gibi renkleri fütursuzca, korkmadan kullanabilmeyi. Çünkü renkleri birbirleriyle kullanırken elimde olmadan uyumlarına dikkat ediyorum. Halbuki ilgisiz renkler burada ne kadar da birbirine yakışıyor.
Ama şimdilik bunu pek beceremiyorum gördüğünüz gibi..!
Bu çantacıklarımız en sevilen ürünlerimizden. Bugüne kadar en çok siparişi aldığımız ürün de bu. Üzeri çiçekli yaptığımız gibi, arkadaşım Nedret'in isteği üzerime lolipop'lu bile yaptık:)
İlk ürettiklerimiz 13 x 8,5 cm civarında idi. Şimdi içine iphone alacak kadar büyüttük ki, isteyen cep telefonu kılıfı olarak da kullanabilsin.
Aslında keçe, makas, iğne iplik elimizde olduğu sürece seçenekler sonsuz!
Bir sonraki yazımda ipad kılıflarımızı tanıtacağım.. Umarım beğenirsiniz..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




